This author Ortabahçe has created 22 entries.

Yazıyorum

Yazar: Ahmet Ebubekir SanGörsel Tasarımı: İpek Çakmak Yazıyorum yine Bu yaşadıklarım içimdeki, Çocuğa hediye Şimdi kanatlarım kırık Hayalden arabam yok Sadece gerçekler Kalabalıklar güçlüler Ben tek başımayım Yalnızım Belki de yanlışım Kızgınım yüzüme Dış görünüşüme Sözlerin hala içimde yankılanır Yazarken kafamın bi’ ritim bi’ tempo Artık umrumda değil kafiyeler Olursa olur Ben müziğe bakarım Sevmezsem silerim Paylaşmam kimseyle yazdıklarımı Kalemime ihanet edemem bi’ kadına yazıp Yazıyorum artık hep kendime yazıyorum Aradığım şey nerede bilmiyorum Belki yüksek gökdelenlerin Beyaz yakalarında Belki kuytu boş sokaklarda Aramaktan yoruldum Umudum yok Ama duramam burda İçimdeki ateş sönmedi hala İyi değilim kafam dolu Tanrım söyle ne bu işin sonu Belki buldum da kaybettim Belki de senin içindeydi Ne fark...

Barcelona Günlükleri: Lezzet ve Eğlence

Yazar: Çağan Oğuzhan CantürkEditör: İpek Çakmak Görsel Tasarım: Yelda Özcan İlk geldiğim günlerde birisi söylemişti bana, buranın İstiklal Caddesi La Rambla’dır, diye. Ben de o günden beri kafamda öyle bellemişim ki kime anlatsam, göstersem “Burası da buranın İstiklal Caddesi…”diye başlıyorum. Şehrin ana meydanlarından Plaça Catalunya’yı sahile, limana bağlayan bir cadde burası. Eskiden dereymiş, öyle diyorlar; kurumuş herhalde. Hani bizim taksimdeki bu ışıklı oyuncağı lastik gibi bir şeyle metrelerce yukarı atan amcalar var ya, onlardan bu caddede de var hatta. Yürürken burnuma...

Doğanın Masalları

Yazar: Alperen ErginEditör: İpek ÇakmakÇizim: Alperen ergin Sicim Bir varmış Bir yokmuş Zaman, iki ucu bağlı ipmiş Sicim gerilmiş, sicim gerilmiş Büküle büküle zaman Mekâna serilmiş Bir varmış Bir yokmuş Doğa, sonsuz bir ruhmuş Sicim çekilmiş, sicim çekilmiş Tükene tükene insan Kente sıkışmış Yedikule nam diyarda Yedi zindan bulunmuş Zindan derinmiş Zindan derinmiş Zindanın dibinde hasta insanat yaşarmış Bir sarmaşık parmaklığı sarmış Sarmaşık taşı delmiş Zaman akmış, zaman akmış Kuyuya dolan zaman İnsanatı bahçeye atmış Bahçede bir ruh, unutulmuş Ruh, insanata dolmuş Sicim gerilmiş Sicim çekilmiş Zindan derinmiş Zaman akmış İnsan, Her nasılsa Hatırlamış… Şehir Bir varmış, Bir yokmuş… İnsan kendini unutmuş! Doğayla türlü hallere girer olmuş. Canlılar arasından bir kavim Toplanıp bir şehir kurmuş Şehrin kara büyüsü sarmış kavmi, Şehrin...

Dün Bugün Yarın

Yazar: Atakan KolluEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Buket Özkılınç Roma İmparatorluğu’nda 96-180 yıllarında hüküm sürmüş imparatorlara “Beş İyi İmparator” ve döneme “Evlatlık İmparatorlar Dönemi” denir. “Beş İyi İmparator Dönemi” dendiğini de duyarız; ancak bu yazının konusu bu dönem değil. Yazının konusu bu imparatorlardan sonuncusu Marcus Aurelius. Kendisi imparator filozof olarak bilinir ve en önemli Stoacı filozoflardan biri olarak görülür.  Marcus Aurelius “Eğer gerçekten sahip olduğumuz biricik şey içinde bulunduğumuz an ise; ve sahip olmadığımız bir şeyi yitirmemiz de mümkün olmadığına göre, birisinin elimizden...

Barcelona Günlükleri

Yazar: Çağan Oğuzhan Cantürk Editör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Pelin Nur Karabay Fotoğraf: Çağan Oğuzhan Cantürk Bu San Pedro, dedi Marina. Bu kaktüsü bir gün kesersen ve içindeki sıvıyı içersen göklerde uçmaya başlarsın. Gülmeye başladık. Bak, dedi, şu bitkinin de toprağında annemin külleri var. Birlikte yaşadığım bu kadının çılgınlığını düşünürken bir yandan tepkimi gizlemek zorundayım. “Hımm, öyle mi…” diye geçiştirdim. Bana heyecanıyla yepyeni şeyler öğrettiğinden mi, Türkiye’de kalmış birilerini hatırlattığından mı, seviyorum bu kadını. Barcelona’nın çiçekli balkonlu binalarının iç içe...

Yarın Oyunu

Yazar: Gülşah KaraşEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Pelin Nur Karabay Göztepe’yle Erenköy arasındaki ara sokaklardan birinde yeterince kaybolursanız bulabileceğiniz, kapısında gerçek boyutlu iki zürafa heykeliyle ziyaretçilerini selamlayan büyülü bir yer var. Burası İstanbul Oyuncak Müzesi. Müzenin içinde oyuncakları kadar, belki de onlardan çok daha kıymetli bir şey var. Düşünülmek üzere bırakılmış bir soru. Aslında kimse size doğrudan bu soruyu sormuyor; ancak siz müzeden çıkarken kendinizi bu soruyla baş başa buluyorsunuz. Bu sorudan hemen önce müzenin sorduğu ve cevapladığı başka sorularımız var. Birinci Dünya...

Tekno-Teürji ve Bilimsel Mistisizm Üzerine

Yazar: Kaan OrhanEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Pelin Nur Karabay İnsanı insan kılan ve ontolojik olarak mevcudiyetini sağlayan biyoloji, fizik ve kimya bilimleri ile anlaşılabilecek bir etmen söz konusudur. Bu fiziksel evrende analizi mümkün olan etmenlerin dıştan gözlemlenip mantıksal ilkeler ile açıklanması mümkündür. Fakat insanın matematiksel kanunlarına tabi olan doğası dışında algının ötesinde, fiziğin ve matematiğin ötesinde var olan bir tözün varlığı da kendini göstermektedir. Bu duyu ötesi insani unsurun beş duyuya bağlı insan tarafından açıklaması, dişin kendini ısırması kadar mümkün olabilir....

Kader Pişmanlıkları

Yazar: Furkan Ali KüçükEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Pelin Nur Karabay HüseyinHayatımın kontrolünün tamamen bende olduğunu düşündüğüm yıllar vardı. Artık yok. Üniversiteyi kazandığımda mahallede küçük dağları ben yaratmışım gibi gezindim bir süre. Koşulların getirdiği iradesizlikten olacak ki zamanla geleneksel aile yapımızı unutmuştum. Ailemin kapısını çalmadan evimize giren bir hastalık yüzünden hayatımın nasıl değiştiğinin hikayesi belki de bu. Şimdi kimsin diye soranlara, “Pazarcı Hüseyin” diyorum. Namım böyle artık. Yaşım yirmi sekiz. Sivas doğumluyum. Babam öğretmen olmamı istedi. Oldum da aslında. Bakmayın pazarcı dediklerine,...

Başlıksız Bir Hikaye

Yazar: Anka Tasarımcı: Cansel Gürsoy Gözünü açmıştı. Çevresinin, içinde bulunması gereken veya bulunma ihtimali olan çevrelerden biri olmadığını fark etmişti. Buranın nere olduğunu anlamıştı, bunu anlamasında da zaten bir sıkıntı yoktu, anlayamadığı ve anlamasının da güç olduğu şey buranın nerede olduğuydu. Sessizce doğruldu. Elleri hafiften sızlıyordu. Sanki düşmüştü. İnsan düştüğü zaman elleri çok sızlardı. Halbuki düşecek bir yer de yoktu. Elleri uzun süre bağlı mı kalmıştı. Öyle olsa neden şimdi bağlı değildi. Ne değişmişti ki şu anda elleri bağlı değildi.  Bu çok...

Karanlık Perde

Yazar: Serdar Ersöz Tasarımcı: Yaren Balcı Korku, bilinmeyen şeylerle karşılaştığımız zaman hissedeceğimiz ilk duygu. Bilinmeyenle, bildiklerimiz arasında duran perdeye uzanmamız gerekirken, bizi geride tutan bu ilkel duyguyu aşabilmenin, sürecin en zor kısmı olduğunu düşünürüz. Ama o eşiği aştıktan sonra perdenin ardında kalan karanlıkta, atacağımız her bir adım için daha fazla cesarete ihtiyacımız olur. Durağan var oluşumuzdaki düzeni değiştirebilecek bilgi kırıntıları karanlığın içinde saklanıyor olabilir ve bu olasılık bizi dehşete düşürür. Bu yüzden karanlık bilinmeyenle, günlük hayatımız arasında duran bu perdeyi genelde...