Veda

Yazar: Aybala HellagünEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Duru Gürbüz Ben hiç cenazeye gitmedim. Hiç, bir mezar taşının başında göğsümde kapanmayacağını bildiğim derin hasret kuyusunu, avuçladığım bir avuç toprakla doldurmaya çalışmadım. Sevdiklerimi benim yerime ölümün kucaklamasının acısı nedir, bilmem. Aynı bir insanın toprağa nasıl gömüldüğünü de bilmediğim gibi. Yanlış anlaşılmasın bu söylediklerim. Bilmek istediğim için söylemiyorum bunları. Mümkünse bilmek de istemem hatta. Gerçi, kim ister öyle değil mi? Benimki de laf işte. Peki ya neden mi söylüyorum? Az sabret. Buraya kadar kelimelerimin mezarlıkta...

Görüntü

Yazar: Gülcan ŞahinEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Pelin Nur Karabay Herkesi, fotoğraflarından gördüğümüz kadarıyla hatırladığımız bir dönemde yaşıyoruz. Gerçekte nasıl gülümsediğine dikkat etmediğimiz birinin fotoğrafındaki duruşu hafızamızda daha kalıcı. Hangi fotoğrafın gerçeği yansıttığı konusundaki fikrimiz ise ön yargıdan ibaret. Güzel olduğumuza inanmak için fotoğraflarda nasıl göründüğümüze bakar olduk. Fotoğraflarda iyi görüneni öylesine kanıksadık ki gözümüzle gördüğümüz şeyler daha aldatıcı gelmeye başladı. Tüm bunlarla birlikte, görüntünün hissinden yoksun bırakır olduk kendimizi. Galerimizde onlarca kopyası olan bir manzara fotoğrafı için harcadığımız çaba bizi “an”da...

Dün Bugün Yarın

Yazar: Atakan KolluEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Buket Özkılınç Roma İmparatorluğu’nda 96-180 yıllarında hüküm sürmüş imparatorlara “Beş İyi İmparator” ve döneme “Evlatlık İmparatorlar Dönemi” denir. “Beş İyi İmparator Dönemi” dendiğini de duyarız; ancak bu yazının konusu bu dönem değil. Yazının konusu bu imparatorlardan sonuncusu Marcus Aurelius. Kendisi imparator filozof olarak bilinir ve en önemli Stoacı filozoflardan biri olarak görülür.  Marcus Aurelius “Eğer gerçekten sahip olduğumuz biricik şey içinde bulunduğumuz an ise; ve sahip olmadığımız bir şeyi yitirmemiz de mümkün olmadığına göre, birisinin elimizden...

Yarın Oyunu

Yazar: Gülşah KaraşEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Pelin Nur Karabay Göztepe’yle Erenköy arasındaki ara sokaklardan birinde yeterince kaybolursanız bulabileceğiniz, kapısında gerçek boyutlu iki zürafa heykeliyle ziyaretçilerini selamlayan büyülü bir yer var. Burası İstanbul Oyuncak Müzesi. Müzenin içinde oyuncakları kadar, belki de onlardan çok daha kıymetli bir şey var. Düşünülmek üzere bırakılmış bir soru. Aslında kimse size doğrudan bu soruyu sormuyor; ancak siz müzeden çıkarken kendinizi bu soruyla baş başa buluyorsunuz. Bu sorudan hemen önce müzenin sorduğu ve cevapladığı başka sorularımız var. Birinci Dünya...

İnsanın İnsandaki Yeri

Yazar: Atakan Kollu Tasarımcı: Ceren Ağça    İnsanlar sosyal canlılardır. Bin yıllardır bir grubun bir parçası olmuşuzdur ve diğer insanlarla iletişim kurmuşuzdur. Bu ortak yaşam ve iletişim dönemin ihtiyaçlarına göre değişmiştir. Günümüzden binlerce yıl önce korunma ve karnımızı doyurma gibi amaçlar güdüyorken günümüzde kültürel etkileşim, onaylanma ihtiyacı, duygularımızı paylaşma gibi amaçlar güdüyoruz. Hem günümüzde hem de binlerce yıl öncesinde, farklı amaç ve teşviklerle olsun insanın daima bir bütünün parçası olmak istemiştir. -Bu yalnızlığı kötülüyormuşum gibi algılanmasın.-    Her bireyin bir gruba katılırken ki amacının...