Şiir

Cadı

Yazar: Vaveyla Tasarımcı: Alperen ergin Açtı gözünü Söyledi olanı biteni Ve insanlar Buldu asacağı cadıyı, Buldu o aşık olduğu şeytanı. Oysa onlar, Aynadaki suretten tiksiniyorlar Ve aldıkları nefesten Günaşırı Göz kördü, Dilden döküldü, Tanrının kanlı eli Cadının boğazında görüldü. Rahipler fısıldaşıp gülerken Bir gün daha döndü. Ve şafakta Kurbanlar sunuldu İnkar tanrısına, Günahsa cadıya ...

Hatırlarım

Yazar: Taylan Kaya Tasarımcı: Ezgi Üzümcü Bir bozkır, Dalgalanır. Basmaya kıyamayız, Öylece kala kalırız, Seyrederiz ufku. Bir azra kumlardan, Akan bir tepe. Kusursuz, benden kaçan. Tutunurum göğe,  Öyle giderim gideceğim yere. Adını kirletmem merak etme. Bir ışık, Eşsiz ve dokunulmaz. Isıtır ama acıtmaz. Süzülür bulutlardan. Kıyamam ona da bakamam. Suda görürüm yansımanı. Kusursuz dalgalarda, Sıcak esen rüzgarda, Hatırlarım varlığını. Biliyorum beni yok sandığını. Gözümü Kulağımı kapasam, Görmesem ve duymasam, Seni hissetmesem, saklansam, Hatırlarım. Kirletir mi seni hatıralarım? Taylan Kaya / Raised by Wolves – Geoffroy ...

Hayatın Ellerine Dokunuş

Yazar: Ömer Erdem Cingöz Tasarımcı: Roza Abazari Ağrılı bir yanı var hayatınKüfür ve aşk barındıranBizi bir boşluğun ortasındaAniden tutup durultanNefes almayı,Yemek yemeyi ve usulca şarkıları unutturanBizi sarsan, korkutanDevrimi ve bir çığlığı keskinleştirenNeşterin bıraktığı kesiğiVe merminin kan yuvasında oyuğunu açanUlvi ve bir o kadar aşağılıkAğrılı bir yanı var hayatınZaman bu kadar eskimemişkenVeya nefes almanın zor olmadığı vakitlerde,Anımsamak güç,Ama hala tebessüm yaratabiliyorkenGökyüzü, dağınık çehremdeHayatın biraz adilVe savaşılabilir olduğunu sanırdımŞiirler toplardım kavga ederek bulutlardanUçsuz yollara bakıp ağlardımGece yıldızları sayardımHüzün korkulacak bir şeydi belki benim...

Temmuzun Ortasında İki Hafta

Yazar: Ada Özceçelik Tasarımcı: Bilge Ceren Ay Temmuzun ortasında iki hafta, evimden uzakta. Hava bunaltmakta, binbir sıcaklığıyla. Neden geldim ki buraya, yanımdaki evhamlı adamla. Tutamadığımız sözlerin sıkıntısını, yapamadığımız işlerin ağırlığını bırakarak evde. Biz düştük deniz derdine. Madem geldik denize kadar, hadi dedik içelim şu serinliğini. Soğutmak için şüphelerimizi. Meğer o da bizim gibi, tekdüzelikten terlemiş. Olmadığı bir üstünü giymiş. Ben de dedim o zaman çay demleyeyim. Denize de ikram edelim. Koyarken düşüverdi içine elim. Daldırdım da diğer elimi, yetmedi bir de kendim girdim. Alamadım da...