Engel Olamadığım Bazı Şeyler

Engel Olamadığım Bazı ŞeylerYazar: Sude BayraktepeEditör: beyza ÖzTasarımcı: Efecan Yıldırım Merak etmiyor değilim açıkçası.  Hiç başına geldi mi? Hissettin mi hiç, hissettiklerimi? Tam olarak aynısını hissetmemiz mümkün değil tabii biliyorum ama sana da bir şeyler normal gitmiyormuş gibi gelmiyor mu? Merak ediyorum. Gün normal seyrinde ilerlerken, kendini gündelik rutinin akışına bırakmış bilinçsizce bir şeylerle uğraşıyorken hiç anlamlandıramadığın bir anda kalbin, miden tiksinti dolu bir rahatsızlık hissiyle dolup taştı mı? Sakin bir ruh halinde elini yanağına yaslamış durgun durgun dışarıyı izliyorken zamansızca...

Sanki

SankiYazar: Nilhan KayaEditör: Aybars Özmen, Reyyan Çulcu Sana siyahı nasıl hissettirebilirim?Belki de siyah diye bir şey yok, ikimiz hissetmedikçe onu. Var olmayacak bizsiz, hissiz.ahi siyah bir his mi veya hissetmek mi?Bir olgu mu oluş mu?Bir yana her şey, bu sabah kendimi hiç olmadığım kadar kahverengi hissettim. Yorgun ve bitkin…Sahi, kahverenginin suçu ne? Toprağın rengi olmasımı? Topraktan gelmiş olmamız mı, onu bu kadar yorgun yapan?Ben de senden geldim, sendeki içeri benim. Banasiyah demeye ne dersin? Renkler içinden gelen siyahlık…Evet, duygularım renklerle ilişkili....

Veda

Yazar: Aybala HellagünEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Duru Gürbüz Ben hiç cenazeye gitmedim. Hiç, bir mezar taşının başında göğsümde kapanmayacağını bildiğim derin hasret kuyusunu, avuçladığım bir avuç toprakla doldurmaya çalışmadım. Sevdiklerimi benim yerime ölümün kucaklamasının acısı nedir, bilmem. Aynı bir insanın toprağa nasıl gömüldüğünü de bilmediğim gibi. Yanlış anlaşılmasın bu söylediklerim. Bilmek istediğim için söylemiyorum bunları. Mümkünse bilmek de istemem hatta. Gerçi, kim ister öyle değil mi? Benimki de laf işte. Peki ya neden mi söylüyorum? Az sabret. Buraya kadar kelimelerimin mezarlıkta...

Görüntü

Yazar: Gülcan ŞahinEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Pelin Nur Karabay Herkesi, fotoğraflarından gördüğümüz kadarıyla hatırladığımız bir dönemde yaşıyoruz. Gerçekte nasıl gülümsediğine dikkat etmediğimiz birinin fotoğrafındaki duruşu hafızamızda daha kalıcı. Hangi fotoğrafın gerçeği yansıttığı konusundaki fikrimiz ise ön yargıdan ibaret. Güzel olduğumuza inanmak için fotoğraflarda nasıl göründüğümüze bakar olduk. Fotoğraflarda iyi görüneni öylesine kanıksadık ki gözümüzle gördüğümüz şeyler daha aldatıcı gelmeye başladı. Tüm bunlarla birlikte, görüntünün hissinden yoksun bırakır olduk kendimizi. Galerimizde onlarca kopyası olan bir manzara fotoğrafı için harcadığımız çaba bizi “an”da...

Yarın Oyunu

Yazar: Gülşah KaraşEditör: İpek ÇakmakGörsel Tasarımı: Pelin Nur Karabay Göztepe’yle Erenköy arasındaki ara sokaklardan birinde yeterince kaybolursanız bulabileceğiniz, kapısında gerçek boyutlu iki zürafa heykeliyle ziyaretçilerini selamlayan büyülü bir yer var. Burası İstanbul Oyuncak Müzesi. Müzenin içinde oyuncakları kadar, belki de onlardan çok daha kıymetli bir şey var. Düşünülmek üzere bırakılmış bir soru. Aslında kimse size doğrudan bu soruyu sormuyor; ancak siz müzeden çıkarken kendinizi bu soruyla baş başa buluyorsunuz. Bu sorudan hemen önce müzenin sorduğu ve cevapladığı başka sorularımız var. Birinci Dünya...